Evrende Bir Yerlerde: Karaköy Yolcu Salonu//1937

Şubat ayının son günleriydi. Bir gece, Rebii Gorbon omuzlarında uzun paltosu ve başında fötr şapkasıyla Tophane Tramvay Durağı’nda indi. Sol elinde taşıdığı siyah çantasının içinde, yıllardır geceleri ve gündüzleri beslemiş çizimler, eskizler, hesaplamalar, birkaç kitap ve seramik örneği vardı. Önünde dev gibi yükselen plakalara, üzerlerindeki hayattan ve insana dair hislerden uzak grafik tasarımlara üzülerek baktı. Sahil şeridini görmek, denize ulaşabilmek imkânsızdı. Yürüyen ayaklarımızın, dokunan ellerimizin, gören gözlerimizin engelleniyor olduğunu fark etmemek, denizi özlememek mümkün müydü? Doğrusu buraların değişimini Gorbon’un yüreği kaldıracak gibi değildi, ama onca yıl sonra bu buluşma için çağırılmış olması çok önemliydi. Yolcu salonunu da yüksek plakalar çevrelemiş olduğu için, bu gecenin gizli konukları, bu bariyerleri bir yerinden bir köşesinden kemirip içeri sızmak zorunda kalmışlardı. Gorbon da diğer konuklar gibi, eğilmiş duran bir demir plağın aralığından içeri daldı. Yolcu salonu olanca genişlikteki görkemli giriş merdivenleriyle yine karşısındaydı, biraz yıpranmış biraz yorgun, öylece duruyordu. Gorbon basamakları bir bir çıkarken, içeriden gelen seslerle eski günleri hatırlayıp neşelenmeye başlamıştı bile. Vestiyere şapkasını ve paltosunu asıp bir dönemin en güzide lokantasına, liman lokantasına girdi. Kimler yoktu ki içeride? Zamanda kaybolmuş, bazı bazı hatırlanmış, en sonunda unutulmuş herkes buradaydı. Birbirlerini son kez burada, bu lokantada görmüş ve çiçeklerini kurutup geri getirmiş âşıklar, uzaklara giden bir gemiye hayatında ilk kez buradan binmiş olanlar, ardında hiç el sallayanı olmayanlar, ilk tramvayı ilk minibüsleri anlatan beyefendiler, gitmek isteyip de hiçbir yere gidemeyenler… Kimler yoktu ki?

Gorbon, 1935 yılında Yolcu Salonu Proje Yarışması için projeleri seçilmiş mimar dostlarının, jüri üyelerinin ve yıllar boyu burada çalışmış insanların bir masanın etrafında toplamış olduklarını gördü. Önlerindeki kağıda bu yolcu salonunun tekrar inşası için gereken notları alıyor, en ufak detayları bile özenle çiziyorlardı. Yıllar önce yarışma sonucunda burada bulunan yedi mimarın projeleri arasında bir seçim yapılamamış ve yolcu salonunun Rebii Gorbon önderliğinde tüm bu projelerin karışımıyla tekrar tasarlanması istenilmişti.

Son geminin gelmesine az bir zaman kala, herkes bir yandan heyecanını gizlemeye çalışıyor bir yandan hüzünle Haliç’e bakıyor, geminin sesini duymaya çalışıyordu. Karaköy yolcu salonu 1934 yılında yaptırıldı. Şimdi ona ihtiyaç olmadığına inanmak ve onun korunmayacağını bilmek ne güçtü. Eğer, o artık olmayacaksa onu yok etmek de mümkün olamazdı. Bu kadar insan işte bu sebeple bu gece buraya toplanmışlardı. Bir kısmı yolcu salonunun ince kolonlarını, bir kısmı duvarlarını ve tentelerini, incecik profilli demir pencerelerini, liman lokantasının tüm sandalye ve masalarını, mermer iç merdivenlerini, unutulmuş fötr şapkalarını kucakladılar. Geriye kalan büyük bir kısmı ise, tüm hatıraları, ayrılıkları, kavuşmaları, sarılmaları, rakı sofralarının neşesini, masalardaki karanfilleri, aşkları, dostlukları  kucaklayıp Yolcu Salonu’na gelen son gemiye bindiler.

Evrende bu geminin gidebileceği bir gezegen elbet vardı. Yolcu Salonu tüm güzelliğiyle oralarda bir yerlerde yeniden inşa edilirdi.  Gemiye son binen Gorbon’du, Yolcu Salonu’nu yeniden inşa etmek için gereken planları kucağında sıkı sıkı tutuyordu. Hep beraber bunu yapabileceklerini biliyordu.

Karaköy Yolcu Salonsuz kalsa da evrende bir yerlerde tüm yaşam hissiyle ve tüm o güzel insanlarıyla bir Yolcu Salonu var olmalı. Yoksa insan nasıl umut etmeye devam eder, nasıl direnir başka?

 

 

Yolcu Salonu müsabakası hakkında dönemsel notlar:

                     Doğal bir liman olan Haliç’in gemi manevralarına giderek elverişsiz hale gelmesi ve köprülerin yapılmasıyla bir gereklilik haline gelen Karaköy rıhtımının inşaatı, 1890’ların başında başlatılmış. Kent merkezi ve Dolmabahçe- Yıdız sarayları arasında kalan bölümde önemli bir nokta olan Karaköy’de, ithal malların ticaret merkezini oluşturmak üzere hanlar, borsalar, hastaneler, apartmanlar ve kiliseler yapılmış hızla. Rıhtımda bulunan “Galata Dahili ve Ecnebi Malları Gümrük Binası” gibi uzun bir ad taşıyan büyükçe bir yapı aynı zamanda yolcu salonu olarak da kullanılmaktaymış.Karaköy rıhtımında depolama alanı eksikliği hep temel bir sorun olmuş, bu yapı da daha sonra bir biçimde antrepoya dönüşmüş. Cumhuriyetin ilk on yılında biraz ihmal edildiği düşünülen Karaköy rıhtımında, 1935’te, İktisat Vekaleti ve İstanbul Liman Direktörlüğü tarafından yeni bir dış hatlar Yolcu Binası için bir proje yarışması açılmış. Siyasetçi ve bürokratların ağırlıkta olduğu kalabalık jüride, mimar olarak Bruno Taut ve Yüksek Mühendis Mektebi mimari profesörü Dèbes bulunmaktaymış. Taut ve Dèbes’nin yanı sıra daha çok memur mimarlar, Akademi profesörleri ve İstanbul Emniyeti 5. Şubesi’nden bir polis memuru bile varmış. Dönemin Arkitekt Dergisi’nde anlatıldığı şekliyle: 21 projenin katıldığı yarışmada projelerin hiçbirinin “matluba kafi derecede muvafık görülmediği” belirtilmiş. Jüri iştirak eden projelerden 7 tanesini kabili istifade görmüş, bu projelerin ifade ettikleri fikirlerden bilâhara yapılacak esas projede istifade etmek üzere bunları satın almağa karar vermiş. Neticede birinci yerine üç, ikinci yerine dört adet ikinci seçilmiş. Mükâfatlar da bu projeler arasında taksim edilmiş. Birinci olarak seçilen projeler: Mimar Seyfi Arkan’ın, Mimar Rebii Refik’in ve bir de Budapeşteli mimarın eserleri, İkinci olarak seçilen projeler: Mimar Nazif Asal, Mimar Emin Önad, Ahmet Sabri, Mimar Şevki Balmumcu, Mimar Celâl Reşad’ın projeleriymiş.

Kaynakça:
İstanbul Limanı Yolcu Salonu’nun Olaylı Yarışması ve Yapımı//Zafer Akay//Arredamento-Dosya 64 (İktidarlar, Kitleler ve Seyahat Halleri//syf. 80-85
Galata yolcu salonu proje müsabakası//Arkitekt//1935//syf.74-80
İstanbul limanı yolcu salonu proje müsabakası//Arkitekt//1936//syf.42-56


Yolcu Salonundan Döneme Ait Görüntüler//Zafer Akay

     

1930larda Karaköy

 

 

 

Alain Robbe-Grillet’nin  L’Immortelle (1963) filmindeki bir sahne, Karaköy Yolcu Salonu’nda geçiyor.

 

Bir gece ansızın yıkılan Karaköy Yolcu Salonu’ndan görüntüler ve olaya dair bir haberden kesit:

”TC Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 5 Mart 2015 tarih ve 3210 sayılı kararı ile 1. derece tescilli yapı olarak koruma altına alınan Karaköy Yolcu Salonu, Galataport kapsamında yapılan restorasyon çalışmaları esnasında ciddi hasar gördü. Yolcu Salonu’nun denize bakan cephesinde 16 Şubat 2017 Perşembe akşamı yaşanan çökmenin ardından, 17 Şubat’ta yapı, proje yönetilerince tamamen yıkıldı.” 

Haber içeriği ve yıkım görselleri: //Karaköy Yolcu Salonunu Yıktılar//www.yapı.com.tr

 

 



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir