Son Bakışta Aşk: AKM

Yokluğunda dile gelen AKM için söyleyeceklerimiz var! AKM kendi oluşunu yaşıyorken içine girememiş olsak da, o henüz gitmeden önünde buluşup fotoğraf çekelim istemiştik. Bu fotoğraflar artık bizim için, Benjamin’in bahsettiği, unutulmak üzere olanın son kez ışık saçtığı birer ışıma*ya dönüştü.

Anılarımızı biriktirdiğimiz toplaşmamızdan beri AKM kesit kesit aramızdan ayrıldı. Atıl durumdaki cephesini fon olarak kullanmıştık ve şu ana kadar da, her kesitinden bir katman ve hikaye okuyabilelim diye ağır ağır yıkıldı. O yüzden cephesinden çıkardığımız hikayeleri paylaşma zamanı geldi!

Mimarlık ve politika açısından söylenecekleri bir yana bırakalım “yapabileceğimiz bir şey yok” demeyelim ve biz nasıl hatırlamak istiyorsak onu sunalım istedik.

Gidenin ardından romantik bir güzellemeden çok, unutturulmak istenenin son bir anısını yakalama çabası üzerinden, AKM’yi deneyimleme ve araştırma çabası oldu hepimiz için. Çektiğimiz her bir fotoğraf karesindeki imge, kent kullanıcıları, kentin renkleri ve kokusunun birleşimi, içine girme şansı yakalamadığımız bir dönemin izini taşıdı bize.

Etkinlik boyunca birlikte olduğumuz, gelip geçerken denk gelen, bütün kent karakterlerini oluşturduğumuz belleğin parçası olarak paylaşmak istedik. Teşekkürlerimiz ve sevgilerimizle birlikte.

*”Baudelaire de Bazı Motifler Üzerine” adlı yazısında, Baudelaire’in “Geçen Bir Kadına” adlı şirinden söz eder: Birden kentin kulakları sağır eden gürültüsünde, şairin gözü kalabalığın içinde bir kadına ilişir: “Bir şimşek… sonra gece! Ey bakişi ansızın /Beni yeniden dünyaya getiren kaçıcı güzel kadın / Artık göremeyecek miyim seni ebediyen?”
Bu anlık karşılaşmada, bir anlık göz göze gelişte, bakan ve bakılanın kalabalığin içinde kaybolmasından hemen önce yaşanan bu şokta deneyimin yeni biçimini bulur Benjamin: Bu artık “hayatının fitilinin, hikâyesinin tatlı alevinde yanıp yokolmasına izin veren” hikâye anlatıcısının değil, güneşin ve yıldızların altında yürüyen şairin değil, gaz ambalarının ışığı altında amaçsız dolaşan aylağın -flâneur’ün-deneyimidir. Bakılan nesnenin bakışımıza cevap vereceği beklentisini, yani aura’sını kaybetmiş bir çağın deneyimi. “Büyük şehir insanıni büyüleyen aşktır,” diye yazacaktır, “ama ilkbakışta değil-sonbakışta aşk.” Benjamin’in tüm kültüre bakışını özetler bu cümle. İlgi duyduğu nesneler ya da tiplere bakın: Orada hep, kaybolmak üzere olan bir şeyleri, nesli tükenmiş birilerini göreceksiniz. Maddi temelini yitirmelerine rağmen tam da bu yüzden çevrelerine son kez ışık saçan, onun aydınlığında bütün imkânlarıyla son bir kez beliriveren şeyler.
Gürbilek, Nurdan (1991). Son Bakışta Aşk: Walter Benjamin/ Metis Seçkileri. Metis Yayınları.



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir